Pandemi Günlerinde 1. Sınıf Annesi Olmak

Genel Genel Dokümanlar Manşet

Evlatlarımız hepimizin göz bebeğidir. Onları hep mutlu görmek isteriz. Doğumlarından itibaren hayatlarımıza kattıkları yenilikler bizlerde büyük heyecan oluşturur. Onların öğrenim hayatlarına adım attıkları 1. sınıf da bizlere yaşattıkları heyecanların en büyüklerinden biridir.

Bizim oğlumuz da bu sene 1. sınıfa başladı. Eskiden normal ve sıradan olan birçok şeyi 2020 yılında Covid-19 virüsü elimizden aldığı gibi çocuklarımızın ve biz ebeveynlerin ilk okul sevincimizi de elimizden aldı, yerini endişeli bir telaşa bıraktı.

Önceki yıllarda okul çağı çocuğunuz varsa yaz tatilinin son aylarında okul alışverişleri için tatlı bir koşturmaca başlardı ki bence bu bile başlı başına bir hatıradır. Bu yıl ise “Acaba okul açılacak mı; açılırsa çocuğumuzu rahatça gönderebilecek miyiz; evladımıza virüs bulaşır mı; küçücük çocuk maske, mesafe, hijyen kurallarına yeterince uygulayabilir mi?” vb. sorular kafamızda döndü durdu.

YENİ NORMALLE OKULLAR AÇILINCA…

Velhasıl sonunda okullar açıldı ancak hiçbir şey eskisi gibi değildi. Normalde haftanın 5 günü günde 6 saat ders işleyen çocuklarımız 2 gün ve 4 saat ders işlediler. Okul yaşantısının temellerinin atıldığı 1. sınıf bu şekilde nasıl olacak, çocuklarımız nasıl bir şeyler öğrenecek endişesi biz velilerin zihnini sürekli kemirip durdu.

Üstelik bu çocuklar anasınıfı eğitimlerini de tamamlayamamış yine Korona engeline takılmışlardı. Henüz okullu olma kavramını bile oturtamadan bilgisayar karşısında sanal bir sınıf ortamı oluşturup canlı derslere başlattık yavrularımızı. Bu kez öğretmen, 25-30 tane 6-7 yaş oyun çocuğunu bilgisayar karşısında zaptedip onlara bir şey öğretmeye çalıştı. Bu öğretmen çocukların sessizliğini sağlamaya mı çalışsın, onları derse adapte ve entegre etmeye mi çalışsın yoksa ekranı karalayıp duran meraklı minikleri ikna etmeye mi çalışsın? Tüm bu karmaşada okuma yazma bilmeyen bir çocuk nasıl bir şeyler öğrensin?

EVLER OKULA MI DÖNÜŞÜYOR?

Bu noktada evde veliye büyük rol düştü. Artık evler okula dönüştüğüne göre anne-babaların da öğretmene dönüşmesi kaçınılmaz oldu. Babalar genellikle çalıştığı için çocuklarla ilgilenenler daha çok annelerdir. Ancak annesi de çalışan çocuk ne yapacak? Anne akşam eve geldiğinde harf ve okuma yazma öğretmeye çalışacak. Tüm günün yorgunluğu üzerine çökmüş çocuk bunun ne kadarını öğrenebilecek?

BİR VELİ OLARAK GÖZLEMLERİM

Eğitimin ilk basamağı evlerdir ancak birtakım şeylerin de öğrenilme yeri okullardır. Oğlumun sınıfından yola çıkarak yazıyorum bunları:

Öncesinde harfleri biraz tanıyan, çat pat okuma yazmayı bilen çocuklar bu süreçte pek zorlanmadan kendilerini kotarabiliyorlar. Ancak hiç bilmeyen çocuklar ve aileleri oldukça zorlanıyorlar. Sınıftaki gibi bir eğitim ortamının olmayışı çocukları kontrol etmeyi zorlaştırıyor. 30 dakikaya sığdırılmaya çalışılan dersler zaten bağlanma problemleri nedeniyle 25 dakikaya veya daha aşağıya düşebiliyor. Bu sürede kendine söz hakkı verilmediği için küsen çocuklar mı istersiniz, dersten kopup kendi halinde oyalananlar mı istersiniz, sesi gelmeyen, kamerası açılmayanları mı istersiniz… Derken olabildiğince işlenen derslerle öğrenim görmeye çalışıyor çocuklarımız.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ

Öyle ya da böyle canlı derslere katılıp bir şekilde öğrenci olduklarını hissedenler yine şanslılar, ya imkansızlıklar nedeniyle uzaktan eğitimlere katılamayanlar ne olacak? Bu çocukların eğitim hakları ellerinden alınmış olmuyor mu?

Ülkemiz eğitim sisteminde işlerin yolunda gittiğinden bahsetmemiz pek de mümkün değildi zaten. Ne yazık ki Covid -19′ la bu durum daha da içinden çıkılmaz bir hale geldi. Fırsat eşitsizliği hep vardı ancak mevcut durumla daha da artmış oldu.

Umarım öğrenim hayatlarına talihsiz bir tecrübeyle başlayan yavrularımızın bundan sonra yolları açık olur. Covid-19 virüsünün hepimizin yakasını bir an önce bırakacağı güzel ve umutlu günlere inşallah.

Vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir