Bazı değerler vardır; ders kitabının bir sayfasına sığmaz, sadece anlatarak öğretemeyiz. Yaşanır, hissedilir ve nesilden nesile gönülden aktarılır. Bayrak sevgisi tam olarak böyle bir değerdir. 2025-2026 sezonu 2. dönemin ilk dersi okullarda uygulanması istenen “İlk Derste Bayrak Sevgisi” çalışması da aslında bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade ediyor: Bir duruşu, bir aidiyeti ve ortak hafızayı canlı tutmayı…
Okulun ilk saatinde bayrağa bakarak derse başlamak, kulağa küçük bir uygulama gibi gelebilir. Oysa bir çocuğun zihninde açtığı pencere büyüktür. Çünkü bayrak; sadece bir sembol değil, bir milletin hatırası, mücadelesi ve umududur.
Çocuklar Değerleri Yaşayarak Öğrenir
Öğrencilerimize bayrak sevgisini anlatırken uzun uzun anlatmaya her zaman gerek yoktur. Bazen okul bahçesinde dalgalanan bir bayrak bazen de ailesiyle birlikte katıldığı bir tören anlatılandan daha güçlü iz bırakır öğrencinin zihninde.
Yıpranmış, solmuş bayrakları yenilemek bile başlı başına bir eğitimdir aslında. Çocuğa şunu sessizce öğretir:
“Değer verdiğimiz şeyi koruruz.”
Velinin Törene Katılması Neden Kıymetli?
Bayrak törenine velilerle birlikte yapılması çok anlamlı bir adımdır. Çünkü çocuk, ailesinin önem verdiği değerlere daha güçlü bağlanır. Anne-babasını tören alanında gören bir öğrencinin duruşu bile değişir. Bayrak sevgisi milli bir hisse dönüşür yüreklere kök salar.
Bayrak Sevgisi Hisle Verilir
Şunu özellikle söylemek isterim: Bayrak sevgisi gönül diliyle öğretilir. Çocuk; baskıyla değil, anlamla bağ kurar. Bayrağın neyi temsil ettiğini bilen, hikâyesini duyan ve değerini hisseden bir öğrenci zaten gereken saygıyı içtenlikle gösterir. Küçük yaşta bu bilince sahip olan çocuk büyüdükçe bu his içinde perçimlenecektir. Bir toplumu ayakta tutan ortak değerleridir. Bayrak da o değerlerin en görünür olanıdır.
“İlk Derste Bayrak Sevgisi” uygulamasını bir fırsat olarak görmek gerekir. Çocukların kalbine sessiz ama güçlü bir iz bırakma fırsatı…
Bayrak dalgalandıkça sadece bir bayrak hareket etmez; tarih kıpırdar, emanet hatırlatır, sorumluluk fısıldar.
Ve biz eğitimcilerin en güzel görevlerinden biri de şudur:
Bilgiyi öğretirken, değerleri de yaşatmak.

