Z-Kütüphane

Bir Öğretmenin Gözünden Z-Kütüphaneler

Genel Genel Dokümanlar Manşet

Öncelikle kavram tanımı üzerinden gidecek olursak Z-Kütüphaneler, estetik ve ergonomik tasarımıyla öğrencilerin okullarda bilgiyi sevme, öğrenme ve dinlenme etkinliklerine imkân veren sosyal etkinlik alanları olarak tanımlanıyor.

 2014 yılında MEB tarafından hayata geçirilen proje sayesinde  okulunda Z-Kütüphane kurmak isteyip başvuran okullar içinden uygun kriterleri taşıyanlar kütüphanelerini zenginleştirmeye ve farklı bir çevreye kavuşturmaya başladı. Bu süreçte Türkiye genelinde 1739 Z-Kütüphane kurulmuş. Ülkemizde 30.000’i aşkın okul kütüphanesi olduğunu düşünürsek Z-Kütüphane projesinin özelliklerinden ilki olan “ bilgiye erişimde fırsat eşitliği”ni daha fazla öğrenciye ulaştırmak adına bu kütüphanelerin yaygınlaşması gerekir.

Özellikler konusunu açmışken  Z-kütüphanelerinin özelliklerine de aşağıya yazalım.

Z-KÜTÜPHANELERİN ÖZELLİKLERİ

Bilgiye Erişimde Fırsat Eşitliği :

Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı koşullarda bir çok okul bulunmakta. Türkiye genelinde kurulan Z-Kütüphanelere bakılacak olursa yoğunluğun doğu bölgelerinde olduğunu görüyoruz.  Yukarda da değindiğim üzere projenin daha fazla okula ulaşması gerekmektedir.

Sesli ve Elektronik Kitaplar:

İnternet alt yapı ağı kurularak MEB’in bünyesinde sesli ve elektronik kitaplara öğrenciler kolaylıkla ulaşabilmektedir.

Modern ve Estetik Tasarım:

Okulun anlaştığı firma (MEB’den onaylı) ile görüşülerek şartnameye ve bütçeye uygun olmak şartıyla modern ve gösterişli, öğrencilerin dikkatini çeken, okumaya  teşvik eden bir tasarım hazırlanabilmektedir.

Pedagojik Uygunluk:

Öğrencilerin yaşına ve gelişimsel olarak yapısına uygun eserler içerebilmektedir.

Taşınabilir Raflar:

Kütüphanenin fiziki şartlarına uygun olarak rafların taşınabilir özellikte olması gerekmektedir. Ayrıca öğrencilerin hareketliliği göz önünde bulundurularak herhangi bir kazaya sebebiyet vermemek için rafların köşelerinin oval olması gerekmektedir. Ayrıca raflar eserlerle ve çeşitli dokümanlarla  zenginleştirilmiş olmalıdır.

Ahşap ve Kumaşla Kaplanmış Duvarlar:

Duvarların rengini öğrencilerin seçebileceği ve şartnamede yer alan tablo ve görsellerle duvarlar süslemesi yapılabilir.

Okuma Zevki Uyandıran Ortam:

Öğrencilerin dışardan içeriyi rahatlıkla görebileceği; içerden dışarıyı göremeyeceği temperli geniş cam kullanılması sayesinde içerde oluşan okuma ortamını gören çocukların meraklarının okuma eylemine  dönüşebilmesi amaçlanır. Ayrıca okuma zevki uyandırmak için çocukların ev ortamı rahatlığında oturma gurupları ile dizayn edilmiş olması gerekir.

Z-Kütüphaneleri oluşturan bileşenler ise şunlardır:

• Tadilat ve Altyapı

• Mobilya

• Bilgisayar

• Yazıcı

• Kitap

Görüldüğü gibi kapsamlı bir proje olan Z-Kütüphaneler, Türkiye’de okuma seferberliği adına farkındalık oluşturmuş durumda. Öğrencileri okumaya teşvik eden bir yapı olarak Z-Kütüphaneler öğrencilerle beraber velilere de hizmet verebilmektedir. Bundan dolayı okulların zemin katında z-kütüphane için ayrılacak alan ilkokullarda en az 60, en fazla 70 m²; ortaokullarda en az 70, en fazla 80 m² ve ortaöğretim okullarında ise en az 80, en fazla 100 m² aralığı ölçülerinde olmalıdır.  

Yukarda bahsettiğim özellikler  bu projenin güzel yanları… Ancak bazı eksik (olumsuz değil) yönleri de maalesef var. Sahada olan biri olarak dilimin döndüğü kadar bunlara değineceğim.

Z-Kütüphaneler  yapısal özelliklere odaklanmış ve öğrencilerin sosyalleşebileceği, okul içinde rengarenk bir ortamda okuma alışkanlığı kazanması adına güzel bir proje fakat bütün bunların oluşabilmesi için gereken bazı ayrıntılar atlanmış gibi…

Birinci olarak Z-Kütüphane projesi 2014 yılında okullarda kurulmaya başlandı fakat o zamanlar MEB’e ait herhangi bir otomasyon yoktu.2018 yılına dek Z-Kütüphanelerde görevli öğretmenlerimiz kendi çaba ve imkanları ile kütüphanelerin işleyişini sağladı. Oysa projeye başlarken MEB bünyesinde bir otomasyon kullanılmaya başlansaydı aynı işleri öğretmenlerimiz ikinci kez yapmak zorunda kalmazdı.

İkincisi ise KOHA otomasyonu… Bir öğretmen gözüyle bakacak olursak biraz karmaşık bir yapıya sahip. Bilimsel olarak kütüphaneciliğin hakkını veren resmi kurumların kütüphanelerinde kullanılan bir otomasyon. MEB’in , projeye dahil olan tüm kütüphanelerin işleyişini tek merkezden takip etmesi güzel ama geç kalınmış bir uygulama… Yukarıda bahsettiğim gibi proje ile beraber bir otomasyonda karar kılınsaydı kütüphanelerde bu aksaklıklar yaşanmayacaktı. Ayrıca KOHA’ da  kütüphanecilerin bilgi sahibi olabileceği birçok terim öğretmenlerce bilinmemektedir. Öğretmenlerimizin  sistemi kavramak adına ayrıca çaba sarf ettiği de aşikar. Kullanma konusunda problem yaşayan öğretmenlerimizin azımsanmayacak kadar fazla olduğunu eğitim forum sitelerinde biraz gezinerek görebilirsiniz.

Öyle ya da böyle kütüphanesinde bir düzen oturtmuş olan öğretmenlerimiz KOHA’ ya geçerek tüm kayıt işlemelerini sil baştan yapmak zorunda kaldı. Okulda ders yoğunluğunun yanı sıra kütüphanede de mesai harcayan öğretmenler tabiri caizse başını kaşıyacak vakit bulamıyor. Kimi okullar kendi imkanlarıyla kütüphanede görevlendirebileceği birini bulabiliyor ama ya bulamayanlar… Maalesef tüm yük öğretmenin sırtına biniyor. Bu şekilde öğretmen ne kütüphanede verimli çalışabiliyor ne de sınıfında…

Peki ne yapılabilirdi? Z-Kütüphane projesi ile her okula bir kütüphaneci alınabilirdi. Öğretmen öğrencileriyle kütüphaneyi dolu dolu kullanabilse, etkinlikler yapabilse kütüphanede görevli olan da kütüphanedeki işleyişine odaklansa güzel olmaz mıydı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir